Bilim Ve Saltanat


Söze, İlahi en son mesaj olan Kur’ân’dan bir ayetle başlayarak, işin sebebi hikmetini her halde daha anlamlı kılacağımızı zannediyorum. Yüce Yaratıcı, Kur’ân diye bildiğimiz ve yeryüzünde yaşayan herkes için sadra şifa birçok bilgi ve öğüt bulunan en son mesajında mealen şöyle buyurmaktadır: “Deki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak aklıselim sahipleri öğüt alır.” (Zümer Suresi,9.ayet) .

                Asırlardır elimizde bulunan bu hikmet dolu mesajdan, her ne hikmetse yeterince yararlanmadığımız hemen her birimizin malumudur. Bunun sebebi de, her fırsatta vurgulamaya çalıştığımız üzere, O’nu anlayamadığımız bir dille okuyor olmamızdır. Üstelik o okumayı da kendimize değil, hiç alakası olmayan ölülerimize okuyoruz. Oysa ölülerimizin Kur’ân ayetlerine değil, duaya ihtiyaçları var. Zira Hz. Resul de kabir ziyaretlerinde Kur’ân değil, dua okuyordu. Çünkü Kur’ân ölülere değil, dirilere hitap eden bir İlahi manzumedir. Her ne ise, bu husustaki sözü fazla uzatmadan esas konumuza gelelim.

                Vakti zamanında bu hikmetli mesajdan, İlahi murada uygun olarak yararlanan birileri olmuş ve bu sayede saltanat sahibi olarak adını Tarihe Fatih olarak nakşettirmiştir. Daha henüz bıyıkları yeni yeni terlemiş bulunan o akıllı insan, Bizans’ın fevkalade güçlü bulup geçilemez zannederek Haliç’e gerdikleri kocaman zincirleri ve o mesabede gördükleri surları o gencecik padişah, devrin şaheser bilginlerinden öğrendiği bilimi kullanarak kısa bir surede darmadağın etmiştir. Bilindiği üzere surları, bir bilene döktürttüğü toplarla, haliç zincirlerini de karadan yürüttüğü gemileriyle aşarak, ordularını beklenmedik veya hiç umulmadık bir anda Bizanslıların karşısına dikivermişti. Ama ve ne hikmetse O’nun son zamanlardaki torunları ilimden uzaklaştıkları için o koskoca devleti küffara kaptırıverdiler. Bakınız I.Dünya Savaşı arefesinde Enver Paşa, her türlü bilgi ve malumattan bihaber olan Osmanlı Şehzadelerini, İstanbul’da bunlar için oluşturduğu bir heyete havale ederek kâfi derecede okuma yazma öğrettikten sonra askere çavuş olarak intisap ettirmişti. Zannederim sadece bu olgu, meramımızı anlatır mahiyette olup başka söze gerek bırakmaz.

                Esefle söylemeliyim ki, hepimizin evimizde, bağımızda ve bahçemizde kullanmakta olduğumuz her bir teknolojik yeniliğin mucitleri, kendilerini cehennemlik olarak nitelediğimiz, dinde değil de nesepte kardeşlerimiz olan batılılar tarafından insanlığa kazandırılmıştır. Kos koca tankları okyanuslar ötesine taşıyan uçaklardan tutunuzda adına internet denen akıl erdirilemez nitelikte olan bir bilişim ve erişim ağının mucitleri de bu insanlar. Rusya bu bilişim ağının tehlikelerini göz önünde bulundurarak kendi şahsi malı olan bir ağ kurmak sevdasında ise de bize göre bu, ham hayalden başka bir şey değil. Bu sahada emek verenlerin bu ağı derhal delip geçecek bir başka oluşum yapmayacaklarının garantisi, bu gidişata göre hiç de olmaz gözükmemektedir.

                Araştırmacıların ortaya koydukları bilgiye bakılacak olursa, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) cansız pilotlar projesi üzerinde harıl harıl çalışmaktadır. Bendenize göre Amerika denen o emperyalist zümre, Cihan Hâkimiyetine sevdalanmış durumda. Adamlar bu ihtiras uğruna insanlarını kurban vermek istememektedir. Bunun için zaten çoktan icat olunmuş bulunan yapay zekâyı bu alana yoğunlaştırmak niyetindeler. Zaten “yarım dünya” dedikleri uçak gemilerini dünyanın bütün denizlerinde tabir yerin de ise fink ettiriyorlar. Adamlar canının istediği bir kıyıya yanaşacak ve “teslim ol!” buyruğunu savuracak, kabul görmemsi halinde her tarafı bu elektronik pilotlu uçaklarıyla hallaç pamuğuna çevirecek.

                Kısacası dünya kötü oluşumlara gebe gözükmektedir. Bana göre adamlar bu işin projelerini çok öncelerde denemekteydiler. Zira bizim çocukluk yıllarında “Baytekin Bilinmeyen Bir Diyarda” ve benzeri adlı kurgu filmler oluşturmaktaydılar. O yıllarda bendeniz, Malatya’nın tek lisesi olan Malatya Lisesinde okumaktaydım. Bu tür filmleri, o tarihte İstasyon caddesinin şehir merkezine gelişe göre sağ tarafında bulunan Renkli Sinema göstermekteydi. Biz de bazen dersleri asarak 10.00 matinesinde bu kurgu filmleri izlemeye gidiyorduk.

                Zaten adına yapay zekâ denen mucize buluş, başta bankacılık olmak üzere hemen her alanda kullanılmaktadır. Bu tür zekâyla yönlendirilen arabalar da yok değil. Vaziyete bakılırsa dünyalılar ateşle oynayacağa benzemekteler. Bu bir kehanet değil. Zira “perşembenin gelişi çarşambadan belli”ye benzemektedir. Bu konuda yanılmak elbette hayra alamet olur. Dileriz öyle olur. Ama vaziyet maalesef hayrın habercisine benzememektedir. Zira bu adamlar ezelden beri emperyalist, yani sömürücü bir ruh ve karaktere sahip bulunmaktalar. Geçtiğimiz yüzyıllardaki sömürgeciliğin yeni modeline hazırlanmakta olduklarının sinyalleri yer kürenin hemen her ortamında kendini göstermektedir. Adamların mal ve servet edinme esasının ilkesi şudur: “Ekvatordaki adama soba, kutuptakine de klima satmayı becermelisin”. Bilmem anlata bildim mi?! Haydi hayırlısı. Temennimiz tabiî ki dünya barışıdır. Ama elin oğlunun amacı asla bu değil. Varsa yoksa her şey kendi malları olmalıdır. Bunun ispatı Tarihen sabittir. Ama siz yine de kehanet kabul edin. Herkese barış dolu bir dünya halisane olarak Yüceler Yücesinden temennimizdir.

 

Dr. Hasan YAĞAR

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31May
18May

Pes Doğrusu!

05May
18Nis
13Mar

Bilim Ve Saltanat